kola kutusuna su koyup içen çocuk, su saatini yakından inceleyen çocuk, otobüste posta gazetesi bulunca çok sevinen adam,(ama illa posta gazetesi olacak) belediye otobüsüne binince en arkaya doğru umutsuzca güzel kız var mı diye sağı solu keserek ilerleyen adam, izah işareti, perdesiz ev sancısı, sıcak günde elde mont dolaştırmak, kırmızı tuborga sigara külü atıp kafayı beton yapan cenahtan kaçma isteği, kurban bayramının dördüncü gününde şeker toplayan çocuğa olan antipati vb vb vb...
bunların tamamı ve burada yazmaya üşendiğim bir sürü karikatüründen alıntı tiplemeler aslında benim. arkadaş bir insan bu kadar mı rutin hayat yaşarmış? biz de yaşadıklarımızı matah bir şey sanıp eş dost meclisinde anlatıyoruz. bu muymuş yani enteresan çocukluğumuz? hiç bir şey demiyorum. bu adamı okurken yüzümde oluşan gülümse okumam bittiğinde bir hüzne dönüşüyor. en büyük silahı bu galiba. her karikatürün alt metninde "siz de kendinizi özel sanın yamçıklar, ulan herkes aynı şeyi yaşıyor sizin neyin mücadelesini veriyorsunuz?" deyişi onun imzası herhalde. bütün amatör fotoğrafçılar siz gidin siyah beyaz sümüklü çocuk çekin. bütün radiohead dinleyen, çingeneler zamanı izleyen ne yaparsanız yapın bir gün dede olacaksınız ve torununuzu sırtınıza bindireceksiniz. bütün bütün genellemeler sizden bir sikim olmayacak çok hüzünlü ve bir o kadar kendini kaptıran insanlara tokat sesi komik aslında.
allah beyninin fosforunu bol versin umut ağabey de bu çizdiklerinle, yazdıklarınla bu uyanışı tetiklediğin için cennete mi kapak atacaksın yoksa böyle mutlu mesut yaşayan insanları tokatlayarak uyandırıp mutsuz ettiğin için cehennemde mi ütüleneceksin bilmiyorum. bildiğim tek bir şey var ne yazarsan ne çizersen boşa yapmıyorsun. en az bir kişi bütün bunları takip ediyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder