seni severdim. uzun bir süre sevdim. nasıl? lisedeyken kandil günü oruç tutan kızın üniversitede şarap içmeye başlaması? yalnızlık korkusu belki. aidiyet duygusunun sekteye uğrama telaşı belki de. tüm o okuduğun kitaplar ve kurduğun estetik cümlelere rağmen sadece çalışmakla girilemeyecek bir üniversiteye girmene rağmen, eğer üniversite sınavı iq ile ölçülseydi bu üniversiteye giremezdim deyişin? ilgi istiyordun belki. sadece güzelliğine yapılan iltifatlara doymuştun. olamaz mı? biraz da zekanı ön plana çıkarmak istiyordun? cevabı ikimizde biliyoruz. bir insanın bu kadar içten olduğu anlar zor yakalanır. ikimiz de şahit olduk böyle bir an'a. olgunlukta devam eden ilişkinin ortalarında hortlayan liseli ergen krizleri ve nazın artık çok ötesinde bakıldığında göremeyeceğim kadar uzağında olan kaprisler? türk kızı deyip kestirip atabilir miyim? sanmıyorum. ötesinde bir şey var ve ya gerisinde. hiç bir zaman göstermedin. satır aralarını okuyamamam için karalasaydın eğer seni hiç tanımadan bitecekti ilişki. belki de bu yüzdendi bu sancılı gizemcilik oyunları. çok bariz ortada olan karakterine bir kutu boya dökmen. unuttuğun bir şey var. boya suyla seyrelir. her ağladığında içini gördüm. daha sıkı tuttum. ancak ilişkisini 7/24 palyaço ile paylaşmak insanı yorabilir. boya yüzlü özgüvensiz asalak kızları senden ayrı tuttuğumu sana hatırlatmama gerek yok herhalde. peki tanrı sevgi midir? her okuduğuna evet işte hayatımca aradığım cümle bu diye bağlanan insanların sence de sadece romanlarda yaşaması gerekmez mi? aklıma gelen şeyleri yazdıkça nefret ediyorum senden. daha çok kendimden. seni o kadar sene nasıl sevmişim. nasıl? ilişki başında benim senden üstün olduğumu düşündün. nasıl yapabildin bunu bana? omuz omuza yürümeyecek miydik? neden sonra fikrini sabitledin ki ben bütün ilişkide senin önünde diz çökmüştüm. ve nasıl o kadar şey paylaşmamıza rağmen arkadaş kalmayı önerebildin? eğer arkadaş kalsaydık artık başka bir eli tutup başka bir omuza başını dayadığını bana nasıl söyleyebilecektin? hayatının bir romandaki gibi yaşanması gerektiğine nasıl karar verdin? dur bir saniye sanırım buradaki en önemli soru ne zaman? son cümlelerimi silmeyeceğim ibret için kalsın. zaten bu blog da benim not defterim değil mi? ne zaman sorusunun altında benle ilgili bir şeyler olma ihtimalini sevdiğim için yazdım evet. bu narsisizm benim sonum olacak. ve nasıl olsa bu blogu okumayacaksın. eğer bir gün merak eder de ökkeş çilekeş isimli şahsın hayatını merak edersen belki. bu post'u neden yazdığıma gelince; rüyamda gördüm seni. dile kolay tam 4 sene sonra rüyamda gördüm seni. bir internet kafenin ki kendisi ayrıca bir playstation salonuydu altında bir demir parmaklıklı giriş katında konuştuk seninle. ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum ancak birbirimize ne söylemediğimizi hatırlıyorum ki bu rüya da onun için güzel bitmedi. birbirimize hiç bir zaman düzgün bir şekilde hoşçakal demedik. rüyanın son demlerinde bunu sana söylemek için çırpınıyordum ki alarm çaldı. bunu sana söylemek demek buradan nasip olacakmış.
hoşçakal, en azından bir sonraki rüyaya kadar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder